Elimde fotoğrafın sana bakıyorum özlemle anne!
Beni dünyaya getirdiğin Adıyaman/Kahta'da stüdyoda çektirdiğimiz o fotoğrafın var ya, ona bakıp bakıp hasretinle ağlıyorum anne!
Babam ve ben ayaktayız. Sen ise oturmuş öylece bakıyorsun.
Başında bembeyaz o geleneksel yazmanla.
Ayaklarının ta dibine kadar uzanan fukaralıktan kalma o renkli-şekilli fistanınla.
Ellerin dizlerinin üzerinde gayet nizami ve resmi duruyorsun anne!
Sana baktıkça özlemim çoğalıyor şimdi.
Bir o kadar da hüznüm.
Ellerimle o yaşlı ve pak yüzüne dokunuyorum büyük bir aşkla ve özlemle.
Gözyaşlarım ılık ılık...
*****
Sen benim her şeyimdin anne!
Hayatta en sevdiğimdin, en değer verdiğimdin.
5 yıl oldu aramızdan ayrılman. Ama bilesin ki anne, sensizlik artık dede olmuş bu evladına her geçen gün daha bir ağır geliyor.
Ben
uzaklarda iken dünyaya gelen, kendi ellerinle o koyu yoksulluk
günlerimizde özenle büyüttüğün kızım/torunun Melike'nin 7 aylık oğlunu,
Ahmet bebeği görmeni isterdim anne!
Diğer kızım/torunun Zeynep
Büşra'nın iyi ki ölümcül bir beyin kanaması geçirdiğine hayattayken
şahit olmadın diyorum. Biliyorum ki anne, o öpülesi kalbin dayanmazdı.
*****
Seni çok özledim anne!
Özlemimi en iyi gözyaşlarım anlatıyor şimdi.
Bazen o kadar çoğalıyorlar ki anlatamam.
Şu an yazarken olduğu gibi.
*****
Hepimizin yükünü taşıdığın o mübarek omuzların fotoğrafta çökük gibi duruyor. Kolay mı hayatın tüm yükünü omuzlamak.
Sen omuzladın anne!
Senin bu dünyaya herkes gibi bakan sağlam gözlerin hiç olmadığı halde anne!
Daha
çocukken sağ gözüne isabet eden o kahrolasıca taş herkes gibi dünyayı
görmeni engelledi! Sol gözün ise vaktinde tedavi edilemediği için hep
sorunlu kalmaya devam etti.
Senin çocukluğunda dizboyu fukaralık vardı anne!
Hastane mi? Göz doktoru mu?
Ah anne ah!
Senin bir hayatın hiç olmadı ki anne!
Senin bütün hayatın bizlerdik.
En çok da beni severdin anne!
Doğduktan
sonra yaşamını yitiren ağabeyimden sonra evin tek erkek çocuğu bendim
ve sen anne her Kürt annesi gibi erkek annesi olmaktan müthiş gurur
duyardın!
Senin hayatında en çok ben vardım.
Hiç unutmam anne,
hasta bir çocuktum, iğneciye götürdüğünüzde beni sırtında taşırdın.
Neredeyse ayaklarım yere değecek yaşta olmama rağmen.
Gün boyu
peşimde nasıl koşturduğunu da hiç unutmadım. Terim üstünde soğursa
hastalanırım diye kaç kez üstümü başımı değiştirdiğini, sırtımdaki
bezleri hangi sıklıkta değiştirdiğini dün gibi hatırlıyorum anne!
*****
Sen benden dolayı az çekmedin anne!
Gençlik yıllarımda da gece yarılarına kadar hep korkuyla kapılarda bekledin beni.
O
ölüm kusan silahların konuştuğu 80 öncesi dönemde, eve döndüğüm o geç
vakitlerde, yüzünü avuçlarına gömmüş endişeli beklerden bir de benim,
"çocuk muyum, niye bekliyorsun anne!" diye çıkışmalarıma büyük bir
olgunlukla tahammül gösterirdin.
Kızmaya dahi kıyamazdın anne!
*****
Sen hiç rahat yüzü görmedin anne!
Sen bugünkü neslin tarif ettiği türden mutluluk nedir bilmedin anne!
Senin kat kat elbiselerin hiç olmadı.
Çamaşırlarını, bulaşıklarını yıkatacağın makinelerin de...
Uzun yıllar elektriğin olmadığı, lambaların bile lüks sayıldığı o karanlık günlerde yaşadın sen.
Sen bizimle mutluydun.
Biz de seninle anne!
O uzun kış gecelerinde bize anlattığın o masallarınla ne mutlu olurdur biz.
Gece biter, masalların bitmezdi.
Ben dizlerinde uyurdum.
Bir sonraki geceyi iple çekerek.
*****
Benim annemin adı Naze'ydi dostlar.
Benim annem hem çınarımdı, hem de limanım.
Büyüyüp
çocuk sahibi olduktan sonra bile onun dizlerine uzanmak, onun ellerini
saçlarımda hissetmek büyük bir mutluluk verirdi bana.
Benim annem
Rus harbi dolayısıyla anayurdu olan Ağrı'yı bırakıp Adıyaman'lara kadar
bin bir zorlukla cebelleşerek gelen bir ailenin kızıydı. Babam da.
Muhacir bir ailenin çocuğuydu.
Benim annem okul nedir bilmemişti.
Tek tük kelimeleri saymazsak Türkçe bilmezdi.
Ama annemin adı Kürtçe olan bir dili vardı.
Sonra
okullu olduğumuzda birileri bize evde ve sokakta annemizin diliyle
konuşmamamız gerektiğini ihtar ettiğinde anlam verememiştik.
Oysa onlar bilmeliydiler ki anne ile evlat arasına girilmez.
*****
Bir bayram daha sensiz geçti anne!
Artık torun sahibi bu oğlun tıpkı bir çocuk gibi seni çok özlüyor anne!