
Bütün bunlara açıklık getirmek için seçimlere katılmış, seçimi kazanmış Yeni Azerbaycan Partisi üyesi Güler Ahmedova ile konuştuk
Şunu
söyleyeyim ki, Güler Ahmedova bir yıl önce Türkiye-Ermenistan
sınırlarının açılmasına itiraz ederek Türkiyeye gelmiş, basının ve Türk
halkının dikkatini iyi manada kendinde toplayan dört hanım
milletvekilinden biridir.
- 7 Kasım parlamento seçimleri
bitmiş olsa da hala hoş olmayan sözler konuşulmaktadır. Sizde şu seçimde
aday olan ve kazanan birisiniz. Merak ettim… Bu konuda düşünceleriniz
nelerdir?
-
Azerbaycan'da seçim döneminin bir kaç meselesinden konuşa biliriz.
Birincisi seçimin genelinde ülkede yaşanan olaylara bağlamak olur.
İkincisi Azerbaycan'da yapılan seçim projesinin dinamik yapısına
bakmakla olur. Yani geçmiş seçimler, şimdiki seçimler ve genel görünüm.
Üçüncü ise Azerbaycan'daki ve dünyadaki seçimlerdir. Bunların hepsi ayrı
ayrı bir konudur. Hepsi hakkında analiz yapmak mümkündür. Bana öyle
gelir ki, bizim için en önemlisi; Azerbaycan ve dünya seçimleri üzerinde
konuşmaktır. Bu konudan bakacak olursak; somut olarak iki husus
üzerinde durmak gerekir. Birinci husus, hiç bir zamanda göremezsiniz
ki, kiloyla ölçülebilecek bir şey uzunluk ölçüsü ile ölçülsün. Yani
Azerbaycan da olan seçimleri eski SSCB'de yapılan seçimlerle ölçmek
mantıken doğru. Azerbaycan da olan seçimleri; Almanya'da, Amerika'da
veya herhangi Avrupa ülkesinde yapılan seçimlerle karşılaştırmak ne
kadar uygun olmasa bile yinede karşılaştırmak mümkündür. Somut olarak
dünyanın en gelişmiş ülkesi olan ABD nin tercihleriyle mukayese
yapılabilir. ABD nin Devlet politikasında bildirdiği, tüm dünyanın iyi
bildiği seçmen aktifliğinin azalması (Bu esasen ABD seçicilerine
aittir), ikinci seçmenlerin seçtiği her bir şahısla ilgili belli bir
zamandan sonra devlete karşı verdikleri beyanatlar. Biliyorsunuz ABD de
iki partili sistem mevcuttur. Onların bir birine olan ilişkilerinde çok
büyük gerginlik var. Bu durumları Azerbaycan da görmek mümkün değil.
Çünkü bugün somut olarak Yeni Azerbaycan Partisi Başkanı, cumhur
başkanımız sayın İlham Aliyev ; Ülkemizde seçmenlerin sosyal durumuna,
ülkemizin ekonomik iyileşmesine demokrasi projelerinin iyileşmesine
Azerbaycan devletinin bir çok kurumlarının avrupa standartlarına uygun
olmasına (burda devlet işlerine alım kabul, vergiler ve gümrük
bakanlığıyla ilgili vatandaşların daha rahat çalışması için bir pencere
sistemine geçiş, aynı zamanda sivil kurumlarla yapılan işler ve sair)
mümkündür. Yakın geçmişimize baktığımızda; yani 2003-2010 yılları
arasında görüyoruz ki bu dönemde Azerbaycan seçmenlerinin düşüncesinde
somut olarak yenilikçi devletin tüm alanlarında sağlık, eğitim,
insanlarımızın hayat şartlarının iyi olması için sosyal yardımlar
dikkate alırsak görürüz ki azerbaycan seçmenlerinin aklında bir sayın
İlham Aliyev tarafından oluşturulan bir Yeni Azerbaycan Partisi var . Ve
bu partinin bir projesi vardır . Bu projede yeniliğe, gelişmeye doğru
daha olumlu adımlar atmaktadır. Böyle bir durumda karşısında hiçbir
kimsenin değişmek talebi olamaz. Ve yapılan bu işler karşısında
muhalefet sönük kalır.. İlham Aliyev in yaptığı işleri bir kenara
bıraksak bile, Eliyev Fonu'nun yaptığı işleri örnek göstersek hiç bir
muhalefet partisi bu işlerle bile mukayese edilemez. Ve bu mümkün değil.
- Konuşmanızdan anladık ki muhalefetin anlattığı gibi seçimlerde anti demokrasi değil iktidarın yıllardır yaptığı başarılı siyaset kazanmış.
-
Şüphesiz yapılan siyaset kazanmıştır.. Size özellikle belirtirim ki;
Azerbaycanda bugün iktidarda olan takım ; muhalefete söyleyecek bir söz
bırakmamaktadır. İster ekolojik, ister diğer alanlarla bağlı olsun,
sayın cumhur başkanımız o kadar keskin ve radikal fikirler söylüyor ki,
arkasından da hemen adımlar atıyor. Böyle olunca bize ne ya herhangi
muhalefet nümayendesi radikal fikirler söylüyor. Yani bu anlamda iktidar
devletin içinde kendine karşı çok Problemleri görüyor ve onu
halletmesini de iyi biliyor.
-
-
Seçimle ilgili uluslar arası gözlemcilerin verdiği raporu muhalefet
kabul etmemektedir. Hatta Türkiye den seçimi izlemeye gelmiş kişilerin
iktidardan rüşvet aldığını da yazıyorlar…
-
-
Bu Azerbaycan insanının düşünce tarzı. Benim 10 yılık millet vekili
olduğum dönemde aldığım şikayet mektuplarında; insanlar neden
rahatsızlarsa onu şikayet ederler. Mesela mahkemede biri kaybederse,
hemen savcıyı rüşvet almak ile itham ediyor. Bu hakimi şikayet eder.
Diğer mahkemede kazanırsa , bu seferde karşı taraf bu hakimi rüşvet
almak suçlar. Ben insanlarımızı suçlamak istemiyorum. Bu Sovyet
rejiminden gelen bir şeydir. Onlar düşünüyorlar ki, parayla her şey
halledilebilir. Bu durum, Azerbaycan da artık yaşayan bir düşünce
tarzı. Herhangi siyasi partiyi temsil eden bir gazete bu konuyu manşet
olarak yapıyorsa ben buna teessüf ederim. Onlar Azerbaycan
gazeteciliğinin kurucusu olan Hasan Bey Zerdabi fikirlerinden uzaklaşmış
olurlar. Zerdabinin de, dünya gazetecilik kurucularının fikirleri her
zaman dürüstlükten yanadır. Onlar muhabirlere gazetecilere demişlerdir
ki siz milletin arkasından gidmeyin, halkı arkanızdan götürün.
Üzülerek belirteyim ki; Azerbaycan da bu durum tersine gidiyor. Kimisi
mezarı üzerinden kendine isim kazanmaktadır. Kendine demokratik bir imaj
kazanan insanlarda gazetecilikte çok var. Bu yakınlarda ben Rusya'nın
tanınmış gazetecilerinden olan Taşi’ nin başına gelen bir olayı size
anlatmak isterim. Biliyorsunuz Taşine karşı Rusya da çok ciddi baskılar
var. O kendi sayfasında bu olanlara açıklama getirerek diyordu ki, zaman
gelir ben öleceğim. Ama gazeteler yazacak ki Taşin çok önemli bir
şahsiyet idi. Ve benim ölümüm etrafında "gazeteciler" reklam yaparak
kendilerini kahraman yapacaklar. Bu tek Azerbaycan için değil. Dünyanın
çok yerinde var. Üzülerek belirteyim ki Azerbaycan da da bu tip kişiler
var. İsterdim ki bugün dünyadan göçüp giden gazeteciler hakkında sayfa
sayfa iyi yazılar yazan kişiler o gazetecilerin sağlığında yazdıkları
yazılara bir daha baksınlar. O zaman politik, iki yüzlülük yaptıklarını
anlamış olurlar. Doğrusu, politik iki yüzlülük büyük bir kütle için
değil. Üzülerek belirtirim ki bir zaman Türkiye'nin bayrakları indirildi
diye bağırıp çağıran insanlar, Türkiye ile bizim kardeşliğimize hasar
vurdular diyen şahıslar bugün Türkiye den gelmiş gözlemcileri rüşvet
almak suçluyorlar. Bence bu tip yazılar yazan yazar kendi iç dünyasına
bakıp utanmalı. Kardeşine kendi menfaatleri için söz söyletmeyen, ama
menfaatlerine uygun cevap alamayınca da kardeşim rüşvet aldı demek ne
kadar mantığa uygunsuz. Çok çirkin şeyler bunlar. Bunu tüm halk görmeye
bilir, ama biz siyasiler için ayna kadar açıktır.
Azerbaycan cumhurbaşkanının son zamanlar verdiği cesaretli açıklamalar ve attığı adımlar dünya siyasilerini şaşırttı. Onun, Obama'nın çağrısına Türkiye'ye gelmemesi, Karabağa bağlı meydan okurcasına söylediği fikirler hususunda uluslararası bazı gazeteciler bunların petrolden alınan bir cesaret gibide değerlendirir. Gerçekten bu böyle midir, yoksa başka bir şey mi vardır?
-
Bu cesaretin arkasında gelen petrol olamaz. Sizde biliyorsunuz ki,
petrolü olan ülke yalnız Azerbaycan değildir. Petrolü olan birçok ülke
var ki, büyük devletlerin oyuncağı halindedirler. Buda hiç kimseden
saklı değildir. İlham Aliyev'in cesareti doğrudan Haydar Aliyev
siyasetinden kaynaklanır. Bu Haydar Aliyev'in iç ve dış politikasıyla
ilgili koyduğu tavırdır. Sayın cumhurbaşkanımızın en büyük başarısı
şundan ibarettir ki, siyasette bir şansı ne sağa nede sola kaymıyor. Bu
sadece ve sadece Azerbaycanın çıkarları her şeyden üstündür diyerek
siyaset yürüten Haydar Aliyev siyasetinin üzerinde kurulmuş bir
başarıdır. Ve cesaretidir.
- Zaman zaman tek Azerbaycan medyası değil dünya medyası, hatta Türk medyasının önde giden gazeteleri, Haydar Aliyev olmayınca İlham Aliyevde siyasette yoktur gibi bir yazılarla çıkış yaptılar. Ama Haydar Aliyev'in yokluğundan tam 7 yıl geçiyor ve halen İlham Aliyev siyasette var ve itiraf etmek gerekir ki en önde giden siyasilerden biridir . Merak ettiğim bu neden kaynaklanır? Haydar Aliyev güçlü bir ekibimi var, yoksa başka biri mi var?
-
- Çünkü takımın rolünü düzeltmek olmaz. Siyaseti de hayata geçiren
insanlardır. İlham Aliyev' in etrafında da, onun kendisi kadar Haydar
Aliyev siyasetine sadık olan insanlar var. Bu düzeltilmeyecek bir
şeydir. Siyasette olan her bir insanın bir şeyleri neler yapıp edip
ortaya çıkarması için onun iyi bir takıma ihtiyacı var. Takım iyi olunca
yapılan siyasette başarılı oluyor. O da farktır ki, bazı hallerde bu
kumandanın içinde olup, kendi oyununu yapmak isteyenler oldu. Ve kısa
bir zamanda bu insanlar Azerbaycan ve dünya insanlarınca belli oldu. Bu
bakımdan bugün takımda bulunan insanların kesin olarak yaptığı işle
ilgili çok büyük aydınlık var. Şahsiyetinden, tuttuğu vazifesinden bağlı
olmayarak bu takımda olan herkes tuttuğu görevinin çerçevesinde yapılan
oyunu oynamaya mecburdur. Eğer kimse tuttuğu vazifesinden kenara
çıkarsa, ona verilen vazifeden kenara çıkarak takım içinde entrikalar
yaparsa tabi ki hakkında gereği yapılacaktır. Bu tip olaylar sayın
cumhurbaşkanımız tarafından bir kaç kez durdurulmuştur. Hatırlarım ki
sayın cumhurbaşkanımız bir kaç bakanlık ile ilgili açıklama yapmıştı.
Hükümetin toplantısında hatta dedi ki kimler bakan değil siyasetle
meşgul olmak isterse buyursun istifa etsin. Gitsin bir partide siyasetle
ilgilensin. Dünyanın siyasi tarihi onu gösteriyor ki, kuruluşundan
bağımsız olarak herhangi bir takım dahilinde takım oyunu oynanılırsa o
zaman bu iktidarın yaptığı siyasetin başarılı sonucu mümkündür. Yok eğer
iktidarın icinde 3 yada 4 siyasi güç ve ne bir tarafa çekecekse o zaman
şüphesiz ki bu takımın galip olmasından konuşmak mümkün değildir. Bu
bakımdan bir anlamlı şekilde demek olur ki, sayın cumhurbaşkanımızın
takımında olan insanlar bir anlamlı şekilde bunu iyi anlıyorlar. Bizde
bir deyim vardır: Aklı kimden öğrendin diyor; gözü çıkmış kardeşimden.
Onlar anlıyor ki yanlış siyaset en ünlü simaları bile bu kampanyadan
kenarda bırakmıştır.
- 2003
yılında Haydar Aliyev dünyasını değişiminde, Onunla bir zaman Moskova
da çalışmış siyasilerden biri onun hakkında demişti ki iktidarları çoğu
zaman iyi takım idare eder. Çok ender halde birinci şahıs yani ülke
başkanları devleti yönetebilir. Ama Haydar Aliyev o şahıslardan ki, tek
başına iktidarı da devleti de yönete biliyordu. Sizin konuşmanızdan
anladım ki, İlham Aliyevde aynen onun gibidir. Gerekende takımı çok iyi
idare edebiliyor. Sizce bu neden ileri gelir. Siz birde psikologsunuz Bu
genetik durumdan mı ileri gelir?

-
Elim gösteriyor ki, her bir insanın faaliyet ve davranışları ile
genetikanın rolünü düzeltmek mümkün değil. 1918 yıl cumhuriyet tarihi
ona göre iflasa uğradı ki görkemli aydınlarımız vatanını halkını seven
Azerbaycan için canını vermeye hazır olan insanlar bile diyelim aşırı
demokrasi düşüncesinde oldukları için dış güçlere eğilim ettikleri için
parçalandılar. Rus-Bolşevik ordusu Azerbaycan'a girebildi. Eğer o zaman
cumhuriyetin takımında bilinçli olarak bir fikrin ardından gitmek
siyaseti olmuş olsaydı belki de biz Azerbaycanın son 100 yıldaki
tarihini başka türlü yaşardık. Ona göre de biz tarihe her zaman bakıp
ders almayı başarmalıyız. Azerbaycanın jeopolitik durumu böyledir ki,
biz her zaman dört tarafımızdan çok dikkatle bakmalıyız. Her zaman bize
çevreden gelen çeşitli tehditlere karşı dikkatli olmalıyız. Buna göre de
hepimiz yaptığımız işlerde, dediğimiz fikirlerde dikkatli olmalıyız.
Bunlar Azerbaycan hakimiyetine her zaman ayakta durmaya yardım etti.
Bunu da Azerbaycan devletçiliğinin en büyük başarısı olarak kabul
ederim.
- Muhalefetin
en çok üzerine gittiği bir konuda , İlham Aliyev'in ailesinde bazi
insanların sosyal işle meşgul olmasıdır. Örneğin onun hanımının Haydar
Aliyev Fonu'nda başkanlığı, kızının Moskovada Azerbaycanla bağlı
yaptıkları alkışlanmak yerine tenkit ediliyor. Yani cumhurbaşkanı
ailesinin bu işle meşgul olması Çok mu kötüdür. Genellikle bu neden
ileri gelir?
-
Bu bilgisizlikten ileri gelir. Bu adamların dünyayı tanımamasından,
birinci şahısların aileleri hakkında haberlerin olmasından oluşur. Bunu
diyenler bir kadar zaman ayırıp ABD nin Türk Cumhuriyeti ve diğer büyük
devletlerin hakimiyetin de olan şahıslarının etrafına göz salsalar
görürler ki bu çok normaldir. İnsani bakımdan da çok önemlidir. Bur da
ünlü bir hikayeyi anlatmak isterim. Uzun zaman Rus Çar rejimine karşı
çarpışan Şeyh Şamil, Rus Çarının karşısına gelirken kral ondan soruyor
ki; küçük bir ailede doğmuş biri nasıl büyük Şeyh Şamil olabildi. Oda Çara cevaben diyor ki; bunun
sırrı çok kolaydır. Bana ilk olarak hanımım inandı, ona bakarak
Çocuklarım, çocuklarıma bakarak komşularım, komşularıma bakarak
köylülerim, onlara bakarak halkım inandı. Neticede ben Şamil oldum
demiş. Bir sözle bana ilk ailem destek olmasaydı ben ben olmazdım
demiş. Buda o demek ki herkes kendi ailesinde desteğini, silahdaşı
yapamazsa o kişi başarılı olamaz.
- Haydar
Aliyev Fonu BAŞKANI Mehriban Aliyevanın gördüğü işler herkesçe
malumdur. Devlete hiç bir bağlılığı olmayan özgür olarak faaliyet
gösteren bu kurumla ilgili de bazen hoş olmayan sözler var.
-
Demek isterim ki Haydar Aliyev vakfı ne derecede özgürse, o kadarda
iktidara bağlı bir kurumdur. Sayın cumhurbaşkanımızın Mihriban hanımla
ilgili söylediği fikirleri okuyan varsa o demiş ki, elbette ki Mihriban
hanımın yaptığı işler cok iyidir. Onun açık, sosyal işleri vardır. Buda
çok sevindiricidir. Hatta onun milletvekili olmazdan önce Azerbaycan
medeniyeti fonunda gördüğü işlerden de konuşarak her zaman Mihriban
hanımı ailesinin hanımı gibi yüksek değerlendirdiğini bildirdi. Benim en
hoşuma giden sözlerden biride onun ailede çok iyi bir anne olması hanım
olmasının hayat arkadaşının ağzından söylenilmesidir. Ve kendisini çok
mutlu ettiğini söylüyor
.
Ailesinde
bu sıcaklığı fark etmesinden gururla konusur. Bu bakımdan bana öyle
öyle gelir ki; biz ideal aile hakkında konuşacaksak bu fark etmez
Azerbaycan ailesi, yada amerikan ailesi olsun. Bir sözle ideal ailenin
modeli dünya psikologlarının, sosyologlarının eserlerinde böyle
gösterilir. Feminizm ve diğer olaylar büyüdülmüş bir şeylerdir.
Normalde kenar olan her şey her zaman güzel değildir. Bu bakımdan da
kadınların hakkını savunan edipte aynı zamanda feminizme yuvarlanmamak
Mihriban Hanım'ın şahsında çok güzel bir dengenin saklanmasında İdeal
bir seçenektir. Sen anasın, eşsin., Aynı zamanda da cemiyet için yararlı
bir insansın. Sen bunları yapamıyorsan, aileni kurban verip cemiyetin
bir yönüne dönüşmek istersen bu artık karmaşık bir durumdur. Hepsi bir
arada olmalı. Hiç biri birbirine kurban verilmemelidir. Tabiatın sana
verdiği hiçbir şeyden vazgeçmemelisin. çünkü tabiattan imtina etmek çok
büyük felaketlere yol açabilir. Doğa sana kimin yari olmayı kısmet
ederse, sana evlat nasip ederse, sana bir işi yapmayı nasip ederse neden
bunu yapmayasın. Bundan imtina ederek kendini Çarlık Rusyasının
yarattığı devrimci kadın karakterine geçirdiğinde, o zaman artık o
kişinin ciddi psikoloji sorunu var demektir. Sağlam normal biri bunu
böylece terk edecektir..
- Güler
hanım biz sizi Türkiye de daha çok Karabağ konusuyla ilgili sert tavır
ortaya koyan bir hanım milletvekili olarak tanıyoruz. Gelin birazda
Karabağ konusundan konuşalım.
-
Benim Karabağ'a ailevi bağlarım yok. Ama aynı zamanda da benim
Karabağla ilgili çok ciddi aile bağlarım var. Nedir bunlar? Karabağ
hadiseleri başlarken benim erkek kardeşlerimin hiç birini evde
bulamazdık. Onlar Karabağ da savaştaydılar. Buda ailemin bize verdiği
terbiyeden ileri gelir. Doğru biz hiç bir zaman sovunist terbiyesi
almamıştık. Buda Sovyet birliğinde büyümemizden ileri gelir. Biz
uluslararası bakışı çok büyük bir ideoloji olarak kabul ederdik. İnsanın
şahsiyeti ayak altına alınırsa, ulusal kimliği yok edilirse o zaman biz
ne yapmalıydık peki. Demek ki, hak yolunda savaşmalıydık. Bütün dünya
biliyor ki bugünkü Ermenistan Azerbaycan toprakları üzerinde
kurulmuştur. Demokratik cumhuriyetin yeni kurulduğu dönemlerde 1918
yılında bölgede Ermenistan devleti yaratmak için şimdiki İrevan
toprakları 90 yıl süre ile Ermenistan a verildi. Zengezur, Göyçede o
zaman Ermenistan'a verilmiş Azerbaycan topraklarıdır. Bunu tarihçilerde
iyi biliyor, ermeniler kendileri de iyi biliyor, Onları destekleyen
devletlerde iyi biliyor ki bu topraklarda hiç bir zaman ermeniler
olmamıştır. Dağlık Karabağ'da Azerbaycan'ın ayrılmaz bölümüdür. Biz bu
konuda tutumumuzu ortaya koyduk. Sayın cumhurbaşkanımız bununla ilgili
defalarca tutumunu ortaya koydu. Biz ne yapıp yapıp toprağımızı geri
alacağız. Toprak ödünç olmaz. Biliyorsunuz, biz 22 yıldır dünyaya
arazilerimizin işgal olduğunu anlatmaktayız. Şükürler olsun ki artık bu
yıllar içinde dünyada haklı olduğumuz anlamaktadır. Azerbaycan bu yıllar
içinde çok büyük işler yaptı. Kimileri zaman kaybettiğimizi
düşünebilir. Ama öyle değil ermeni lobisinin 100 yılda yaptığı siyasete
karşı bizler 18 yıldır savaş veririz. Ve artık istediğimize nail olmak
üzereyiz. İnşallah yakında bunu herkes görecek. Dağlık Karabağ ile
ilgili hiç bir zorlukdan söz olamaz. Sayın cumhurbaşkanımızın bununla
ilgili tutumu herkesçe bellidir.
- Bu
ay Ermenistan dan kovulmuş Azerbaycan türklerinin o topraklardan
kovulmasının 22 nci yılı dolmaktadır. Eski Türk toprakları olan şimdiki
Ermenistan da bir tane de olsun Azerbaycan Türkü kalmamış. Biraz da bu
konuda konuşalım.
-
Biz ermeni diplomatlarla görüşmemizde ermeni tarafını tutan diğer
ülkelerin milletvekilleriyle görüşmemizde bu sorduğunuz sorulara
değiniriz. En ilginç tarafta şudur ki bu soru hiç bir halde cevabi
olmayan sulamak. Diyorum ki bu hep ermeni diplomasisinin hiç bir halde
kendine hak kazandıra bilmeyen bir andır. Tek milletten oluşan
cumhuriyetin demokrasi değerleri hakkında konuşmaya hakkı yoktur.
Ermenistan da mono etnik(tek milletten oluşan) cumhuriyettir. Orda
ermenilerden başka hiç bir millet yaşamıyor. Hatırlatayım ki bu konu
Avrupa Şurasında da ermeni siyasilerini mat eden bir olaydır. Ben çok
isterdim ki Ermenistan dan kovulmuş Azerbaycan Türklerinin ata baba
yurdundan kovulması gününü kutlamak haktır. Aslında sorulması lazım.
Neye göre biz Kocalini, Karabağ'ın ayrı ayrı yerlerinin işgal gününü
kutluyoruz ama ermenistandan kovulan türklerin günü yok. Ama bur da bir
şey de var. Eski Türk toprakları olmus şimdiki Ermenistandan azeri
türklerini zaman zaman çıkarmışlardır. İster Stalin döneminde isterse de
ondan önce veya sonra bu proje devam etmiş. Yani bu bir Sovyet
rejiminin mahsulüdür desek yanılmayız. Ama hatırlamak gerekir ki sayın
cumhurbaşkanımız her zaman kendi konuşmalarında, Göyce Zengezurla bağlı
fikirler yer alıyor. O açık şekilde o toprakların Azerbaycan toprakları
olduğunu söyledi. Bugün görkemli yazarımız Hasan Mirzenin Batı
Azerbaycanın tarihi toprakları ile ilgili (şimdiki Ermenistan) Çok
güzel bir kitabı çıkmıştır. Orda yaşamış Türk aileleriyle ilgili önemli
bilgiler vardır. Ben çok isterdim ki 1988 yıl olaylarını bizler hususi
olarak kaydedelim
Nigar Almanqızı
Kaynak: www.habername.com
| |
||||
Twitter |
friendfeed |
myspace |
blogger |

| Alış | Satış | |
| Dolar | 1.8236 | 1.8324 |
| Euro | 2.3142 | 2.3270 |
| Sterlin | 2.8794 | 2.8965 |