
Demokrasinin kurulu düzeninin, ceza hukuku yaptırımlarıyla zedelenemeyeceğini öğreterek başlamalıyım...
Anlatarak, aslında hiç kimsenin algı sınırlarına dahil olamadık, öğretmek ondan...
Yaptırım teorisinin belkide ilk kuralıdır, cezanın veriliş amacı; kişide ıslah, toplumda caydırıcılık...
Toplumda caydırıcılık demişken, aslında toplumda hiçbir cezanın hiçbir şekilde caydırmadığını görüyoruz.
İdamın bile...
İdam "barbar ülkelerin ceza aracıdır" diyenlerin bir numaralı savı: idamın dahi caydırıcılığı yok...
Düşünesim geliyor bazen, üçüncü sayfa haberlerinin verdiği bıkkınlıktan bu...
İnsanlar, ne zaman suç işlemekten korkar hale gelir...
Kendi haklarını barodan gelecek avukatı reddecek kadar iyi bilen kanun kurdu faillerin; milimetrik uyanıklıklarla suç işledikleri baz alınırsa... Ve biz de adice işlenen bu rezil suçlara karşı merhamet bayrağını çekersek umarsız, piyasada konuşulan hangi caydırıcılık?
Belki de idam barbar ülkelerin ceza aracıdır, belki de haklıdır bizim hümanist kesim...
İşkence de aynı şekilde...
"Bırakınız yapsınlar, bırakınız etsinler..." demiş Adam Smith, ekonomi için olsa da bence sözün tam yeri...
Bu kadar rahat bırakırsanız bir ülkenin refah hukukunu, işte böyle cinnetler adama böyle cinayetler işletir, sonra da gönül rahatlığı içinde parmaklıklar ardında ölümü bekler...
Sadist bir ruhum yoktur ama, keyfi adam kesen benden daha huzurluysa yattığı yerde; buralarda bir şeyler eksik demektir.
Her şeyi insan hakları çerçevesinde düşünelim. İnsanlar bir sözleşme imzaladılar ve devleti kurdular gibi bir teoride; o sözleşmeden dönen herkes o devletin düşmanıdır gibi görünse; insanlığı utandıran tecavüz ve kasti cinayetler bu kadar çok yayılabilir mi?
Haklılar hümanistlerimiz...
Amerika'da veya İran'da çok ta caydırıcı değil idam.
Ama kendilerine önemli tavsiyelerde bulunacağım. Mesela zehirli iğne kadar güldüğüm bir idam cezası şekli bilmem. Acı çektirmeden öldürmek olmamalı, aksi takdirde ölüme gözü kapalı gider bu kadar insan. Elektrikli sandalyede koymadıklarını düşünün failin başına ıslak süngeri.
Meydanda sallandırmanın da bütün cazibesini kaybettiği düşünülürse; bence yeni yollar düşünülmeli.
İnsanlar huzurlu uyusun diye...
İdam cezası kolay verilecek bir şey değil, en azından suçun kesinlikle o kişi tarafından işlendiği kesinleşir, hiçbir şüphe kalmaz ve ağır ceza da tamamen tatmin olursa. İçlerinden birinin bile şüphesi izin vermez o cezanın çıkmasına. Sağlam güvencelere bağlanmalı idam, ama karşısında durduğunu da mutlaka korkutmalı.
Psikolojikmen bitmeli fail örneğin, korku içinde öleceği günü beklemeli. Ve toplum o tedirginliği görmeli. Siz idam cezası verilmiş birini direkt ölüme yollarsanız, elbette onun hiçbir korkutucu tarafı olmaz. Ama bir de çektire çektire deneyin bunu ve görün bakalım, izleyen hangi şekilden hangi şekile giriyor. O süreçte bin kere ölmeyi diliyor.
Bunun insan haklarıyla bağdaşmayan tarafı da yok. Amaç toplumu korumaksa, toplum ancak bu şekilde korunur.
Elbette en güzeli kökene inmek ve ve bu işi baştan çözmek...
Kalplere sevgi aşılamak örneğin, merhamet duygusunu yerleştirmek.
Ama bu o kadar kolay mı, kararını siz verin. Bu kolay olmadığı için hukuk düzeni adaletin peşinden koşmalı.
Bu yüzden belli suçların karşılığı çok korkunç olmalı. İnsan öldürmek haksız yere, bütün bir insanlığı öldürmeye bedelken nasıl olur bu kadar basite alınır karşılığı...
Bu yüzden adalet diyoruz ve unutmadığımız hep bir şey var:
"Hukuk, adaletin kölesi olmadğı müddetçe kötülüğe hizmet eder!"
| |
||||
Twitter |
friendfeed |
myspace |
blogger |

| Alış | Satış | |
| Dolar | 1.8236 | 1.8324 |
| Euro | 2.3142 | 2.3270 |
| Sterlin | 2.8794 | 2.8965 |